August 11, 2015

March 29, 2015

February 12, 2015

Please reload

son eklenenler

Her Açılan Yara Gözükmez...

March 29, 2017

1/6
Please reload

Küçük Prens(es)

11/08/2015

     

KüçükPrens(es) 

 

İçimde küçük prens var benim…

 

Büyüklerin içine saçmalık kaçtığına inanan…Kendini çok önemsedikleri için onlardan köşe bucak kaçmaya çalışan.Arada da arkalarından hınzırca dalga geçen.Sevdiği gülün değerini anlamak için diğer gezegenleri gezmesi ve onları deneyimlemesi gereken…

 

Hatırlıyorum…10 yaşlarındayken 30’lu yaşlar benim için çok büyük bir yaş demekti. Derdim ki kendi kendime bu yaşlara geldiğimde ben de “Büyük İnsan” olacağım. Kendi paramı kazanıp, aileme rest çekeceğim. Özgür olacağım. Dünya benim etrafımda dönecek, her istediğimi yapacağım… Bunları o yaşta düşünürken de aynı zamanda o özendiğim büyükleri o kadar “ti”ye alıyordum ki…Ne yaman çelişki…

Peki şimdi 30’lu yaşlarımdayım. Neler değişti hayatımda? 10 yaşındaki küçük kız çocuğunun hayali ile şimdiki olgun kadının arasında neler değişti?

 

Cevabım o kadar açık ki “Hiçbir şey” ama aynı zamanda “Çok şey”…

 

Hiçbir şey, çünkü:

  • Hala kendi kendime evin içinde bağırarak şarkı söylemeyi çok seviyorum.

  • “Büyükler” ile dalga geçiyorum. “Büyükler” de benimle birlikte büyüdü ve hala dalga geçilecek o kadar çok şeyleri var ki…

  • Annemin yanındayken onun kucağına yatıyorum. Kahvaltıyı hazırladıktan sonra beni uyandırmasına bayılıyorum.

  • Kuaföre gitmek çok büyük işkence geliyor.

  • Cips ve Jelibonlar ile aşk yaşamaya devam ediyorum. (Biraz daha temkinli bir şekilde)

  • Sinirlendiğimde dışarıda kendimi tutup, evde ağlamayı tercih ediyorum.

  • Kırtasiye malzemesi ve kitaba tüm harçlığımı (tabi artık harçlık değil onun adı, kendi param) yatırıyorum.

  • Suya dalarken gözlerimi açamıyorum, ve çok panikliyorum…

  • Yanlız kaldığımda hayaller kuruyorum. Çoğu da mutlu sonlu…

 

Çok şey, çünkü:

  • Yüreğimde çok fazla yara açıldı...Çoğuna tecrübe diyoruz. Ama onları çok seviyorum, bu hayat oyununda benim en güzel öğretmenlerim oldular…

  • Kendi paramı kazanmamın dayanılmaz hafifliği bir sure sonra bitiyormuş, arkasından sırtlandığım bir sürü sorumlulukların  peşpeşe geleceğini kimse söylememişti. Şikayetçi miyim? Ilkbaşlar da evet, kamburum çıktı diye çok isyan ettiğimi bilirim. Ama şimdi o sorumluluklarımı yarıyolda bırakmadan yoluma devam etmeyi öğrendim. Sorumluluk sahibi olmanın hayatın her alanin da önemli olduğunu öğrendim. Benden beklenen sorumluluklar ve benim üzerime mutlulukla aldığım sorumluluklar…Bir insanın, bir çocuğun gülüşüne tanıklık etmek, ölmek üzere olan 2 haftalık kedinin 9 yaşına gelip her gün seni kapıda karşılaması da buna dahil…

  • Aileme rest çekmek…İstesem de çekemem ki…İstemem ki… Onlar benim toprağım…Emeklerine, benim için akıttıkları göz yaşlarına, mutsuz olacaklarını bile bile benim  mutluluğum için yaptıkları fedakarlıklarına ihanet etmek olur bu…10 yaşında aileye rest çekmek büyümenin temeliydi belki…Ama 30’lu yaşlarda ailen sana ihanet etse bile asıl büyüklüğün onlara kucağını açıp, sarıp sarmalamak olduğunu biliyorum…Bunun verdiği huzuru da…

  • Evlendim…Hayat arkadaşım var. Kocaman kocam var. Kocaman kocam diyorum çünkü bazen hayatın karşıma çıkardıkları karşısında düştüğüm karanlık kuyular olduğunda, kocamın beni hızlıca o çukurdan nasıl çıkardığını, beni tekrar devleştirip, o çukurun ayağımın altına kalacak küçük bir delik haline getirdiğini bilirim ben… O yüzden de ona “Kocam” demekten hiç gocunmam… Hem de en kocamanından…

  • Dünya hala benim etrafımda dönüyor ama bu her istediğimi yapabileceğim anlamında bir şey değilmiş bunu öğrendim…Benim özgürlüğüm başka bir canlının özgürlüğünü kısıtlıyorsa bazen her istediğini yapmamak insana daha huzur veriyormuş…Bunu artık biliyorum, ve vicdanımın bu konuda rahat olmasının yarattığı hafifliği yaşıyorum sonuna kadar…

  • ...

 

 

İçimdeki küçük prens hala var.Biraz daha olgun ama hala hayaller kurmaya devam ediyor. Hala “Büyükler”’i anlayamıyor.Ve ben o küçük prensimi çok seviyorum.Bana yaşadığımı hissettiriyor…

Herkes yapıyor diye birşeyleri yapmamam gerektiğini hatırlatıyor.

 

Senin içindeki küçük prens ne durumda? Hiç düşündün mü? 10 yaşındaki seninle şuanki senin hayalleri ne durumda? Nasıl değiştin? Mutlu musun? Yoksa küçük prensinin sesini duyamayacak kadar hayat oyununun gürültüsünde mi kaldın?

 

Bu arada küçük prens mi dedim ben? Pardon küçük prenses…

Please reload

Copyright © 2014 Seçil Besen. All Rights Reserved.